|
OKSİDATİF STRES ÖLÇÜM TESTİ
STRES ÖLÇÜLEBİLİR Mİ ?
Evet ölçülebilir. Peki ama nasıl ?
O halde aşağıdaki mekanizmayı özet olarak izleyelim.
VÜCUDUMUZ SERBEST RADİKALLER ÜRETMEKTEDİR
İnsan vücudu, çeşitli sistemlerinin çalışması sırasında serbest radikal (free radicals) denilen maddeleri üretmektedir. Bir anlamda serbest radikaller, solunum ve sindirim gibi normal vücut faaliyetlerinin zehirli atıkları durumundadır. Sonuçta serbest radikal oluşumundan bütünüyle kurtulmak mümkün değildir. Ancak yaşam biçimi ve bilinçli beslenme desteğiyle, serbest radikal oluşumu azaltılabilir. Araştırmacılar, insan vücudundaki her hücrenin günde ortalama 10.000 serbest radikalin hücumuna uğradığını belirtmektedirler.
Serbest radikallerin yapısında, çoğunlukla oksijen yer almaktadır. Yaşamak için oksijene gerek duyduğumuza göre, serbest radikal oluşumundan kaçınma şansımız da bulunmamaktadır.
Eğer serbest radikaller aşırı miktarda üretilirse lipidler, proteinler ve genetik şifrenin bulunduğu DNA gibi temel hücre yapılarına zarar vermekte ve hızlı yaşlanmayla birlikte hastalıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar.
SERBEST RADİKALLERE KARŞI BİR FAALİYET VAR MIDIR ?
Kuşkusuz ki vardır. Yoksa yaşam devam edemezdi.
Serbest radikal oluşumu, temelinde oksijen olduğu için, gerçekte bir oksidasyon (oksidan) faaliyettir. İşte vücudumuz bu faaliyete karşı ANTİOKSİDANLARLA cevap vermektedir. Antioksidanların bir kısmı vücut tarafından üretilmekte, bir kısmının da dışarıdan alınması gerekmektedir.
SERBEST RADİKALLER (OKSİDANLAR)- ANTİOKSİDANLAR DENGESİNE DİKKAT !
Normalde organizma, oluşan serbest radikallerin üstesinden gelebilir. Ancak her zaman antioksidanlar yeterli miktarda alınmamakta ya da etkin kullanılabilecek hale gelmemiş durumda olmaktadırlar. Veya da serbest radikal oluşumu çok fazla olmakta ve antioksidanların savunma gücünü aşmaktadır.
OKSİDATİF STRES : HASSAS DENGE BOZULMUŞTUR
Antioksidanların miktarı oluşan serbest radikalleri dengeleyemeyince, serbest radikal fazlalığı hücre ve dokulara zarar vermektedir. Oksijenin başını çektiği oksidasyon (oksitlenme) hasarı, doku ve hücrelerde yıpranmaya yol açmaktadır. İşte bu duruma OKSİDATİF STRES artışı denilmektedir.
Ölçülmesi gereken durum da, işte bu serbest radikal düzeyi ve oksidatif stres prozisyonunun ortaya konulmasıdır.
OKSİDATİF STRESİN DİĞER HASTALIKLARLA İLİŞKİSİ VAR MIDIR ?
Oluşan serbest radikaller, birçok hastalıkla ilişkili kabul edilmektedir. Diğer risk faktörleriyle birlikte hipertansiyon, yüksek yağ düzeyleri, şişmanlık, kalp ve akciğer hastalıkları, diyabet, nörolojik hastalıklar, kanserler, infeksiyon hastalıkları, hızlı ve erken yaşlanma ile ilişkili kabul edilmektedir.
HANGİ DURUMLAR OKSİDATİF STRES ÜRETİRLER ?
Yorgunluk, stres, çevre kirliliği, sigara içilmesi, doku yaralanmaları, infeksiyon durumları ve diğer çeşitli hastalıklar artan miktarda oksidasyona neden olmaktadırlar. Bu oksidasyon, her zaman için vücudun savunma mekanizmalarıyla ve ne kadar iyi düzenlenirse düzenlensin, diyetle de bertaraf edilememektedirler. Oluşan serbest radikaller, canlı dokuda ciddi hasarlar oluşturarak, dokunun yapısını ve fonksiyonlarını olumsuz etkilemekte ve erken yaşlanmaya neden olmaktadırlar.
OKSİDATİF STRES TESTİ UYARICI BİR İŞARET OLABİLİR Mİ ?
Evet. Oksidatif stres durumunun ölçülerek ortaya konulması, oluşmuş olan doku hasarının durumu ve alınabilecek önlemlerle ilgili fikir oluşması yönünden iyi bir uyarıcı gösterge niteliğindedir.
OKSİDATİF STRES NASIL ÖLÇÜLMEKTEDİR ?
Bugüne kadar bu amaçla birçok yöntem denenmiştir. Ancak bu yöntemlerin çoğunluğu zor ve zahmetli olup, günlük uygulama pratiğinden uzaktırlar.
Bizim kullandığımız FORM sistemi (Free Oxygen Radicals Monitor Sistemi=Serbest Oksijen Radikallerini İzleme Sistemi), bu alanda bugüne kadar ortaya konulmuş en hızlı, pratik ve aynı zamanda da güvenilir olan sistemdir. Sistem, CE onayına da sahiptir.
FORM SİSTEMİNDE ÖLÇÜLEN NEDİR ?
Bu sistemde kanda hidroperoksit (ROOH) ve yan ürünleri ölçülmektedir. Çünkü bu bileşim, oksidatif stresin en iyi göstergesidir. Yağlar, peptidler, proteinler ve nükleosidler gibi moleküllerin yıkım ürünlerinin oksidasyon zincir reaksiyonlarının merkezinde yer aldığı için, serbest radikal hasarını en iyi gösteren indikatör durumundadır. Bunun düzeyi, serbest radikal hasarı ile direkt ilişkili olup, oksidatif stres düzeyinin yüksekliği, doku hasarının da fazla olduğu anlamına gelmektedir.
ÖLÇÜM İÇİN NE YAPMAK GEREKLİDİR ?
Oksidatif stres testi ölçümü için bir damla kan yeterlidir. 20 mikrolitre kan parmaktan alınarak, direkt olarak bu amaçla üretilmiş kit olan FORT ( Free Oxygen Radicals Test) reaktifinin içine aktarılmaktadır. Daha sonra da yalnızca bu amaçla üretilmiş olan FORM ve FORMOX isimli fotometrelerde ölçüm yapılmaktadır. Test sonucu cihazdan 6 dakikada alınmaktadır. FORT testi tam kan dışında, serum veya plazmadan da bakılabilmektedir.
SONUÇLAR NASIL DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR ?
Normal değerler, 310 Fort birimine kadardır. Test, 160 ile 600 Fort birimi arasındaki değerleri ölçebilecek duyarlılıktadır.
Sonuçlar ne kadar yüksekse, oksidatif stres miktarı da o derecede yüksektir. Ancak sonuçların daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için, kişinin normaldeki temel değerlerinin de bilinmesi gereklidir. Bu nedenle, farklı dönemlerde yapılan ölçüm değerleri kaydedilmeli ve kişinin temel değerleri konusunda bir kanaate ulaşılmalıdır.
OKSİDATİF STRES TESTİ HANGİ ALANLARDA UYGULANABİLİR ?
Test, bütün yaşlarda uygulanabilir.
Pratik kullanım ve ölçümü ile doktor ofisleri, klinikler, anti-aging merkezleri, diş klinikleri, ilaç endüstrisi ve eczaneler, spor salonları, spor kulüpleri, güzellik ve sağlık enstitüleri, nöroloji ve spastik merkezler, kaplıcalar, sporcu tedavi merkezleri, bilimsel ve klinik araştırma alanları gibi birçok alanlarda uygulanabilir.
Bu alanlarda ;
Diyet, yaşam stili değişimleri, antioksidan tedavilerinin etkisinin izlenmesinde;
Tedavi öncesi ve sonrası ölçümlerde;
Kas zedelenmelerinin etkisini izlemek için spor sektöründe.
Neonatal bozukluklar, solunum yolu hastalıkları, kardiyoloji, obezite, iskemi, diyabet, kanserler, nöroloji, invitro fertilizasyon, mitokondri hastalıkları, beslenme bozuklukları, spor ilişkili oksidatif stres çalışmaları, antioksidan araştırma laboratuvarları ve diğer stres ilişkili hastalıklarda klinik araştırmalar amacıyla FORM sistemi kullanılmaktadır.
Anti-aging sektör yaygın kullanım alanlarındandır. Çünkü serbest radikaller, yaşlanmanın başlıca sebeplerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Bu alanda oksidatif stres ölçümü, kullanılan ilaçlar ile birlikte yaşam stili değişimleri ve diyet etkisi gibi durumların etkilerini izlemek amacıyla kullanılmaktadır.
Futbol, bisiklet, tenis, yüzme kulüpleri, spor merkezleri ve spor kulüplerinde de bu sistem, sportif eksersizler ve sportif yaralanmalar sonucu oluşan oksidatif stresi ölçmek için kullanılmaktadır. Böylelikle, oksidasyon hasarı ile antioksidanlar arasındaki denge yakından izlenmektedir.
Belirtilen durumlar, oksidatif stres testinin kullanıldığı alanlardan bir kısmıdır.
ÖNERİLER
“Eğer oksidatif stres düzeyi yüksek çıkarsa ne yapmalıyız?” sorusuyla karşılaşılacağı açıktır.
Bu durumda özellikle şu durumun bilinmesinde yarar vardır: Yaşam biçimimizle ömrümüzü uzatabilir ya da kısaltabiliriz. İki insan arasındaki yaşam süresi arasındaki farktan % 25 genler, % 75 de bireyin yaşam biçimi sorumludur. Yani 80 yerine 100 yaşına kadar yaşamış bir kimsenin bu son 20 yılının 15 senesi sağlıklı yaşam biçimine, sadece 5 yılı da genlerine bağlıdır. Bu durumu ortaya koyan birçok örnek bulunmaktadır.
Sonuçlarla birlikte tıbbi açıdan yeterli bir uzmana başvurulmalıdır. Durumunuz gözden geçirilecek ve gerekirse ileri check-up, yaşam stili değişimleri, dengeli diyet ve antioksidan tedavisi önerilecektir.Hamilelik durumu, HRT veya oral kontraseptif kullanımı gibi durumlarda yüksek bulunan değerler normal olarak kabul edilmelidir. Tabii ki öncelikle bireyin normal haldeki bazal değerlerini bilmek gerekir. Bu durum kaydedilmeli ve önemli değişikliklerde hekime başvurulmalıdır.
Çeşitli faktörler vücudumuzun savunma mekanizmasını olumsuz etkilemektedir. Antioksidan düzeyini de bireyin genetik faktörleri ve çevresel faktörler (diyet, sigara kullanımı ve hava kirliliği gibi) etkilemektedir. Özellikle kentsel yaşamın getirdiği hava kirliliği, stres, vitamin yönünden zayıf beslenme, dengesiz yiyecek rejimleri giderek daha fazla serbest radikallerle karşı karşıya kalmakta olduğumuzu göstermektedir. Antioksidanların fizyolojik üretimini desteklemek yetersiz kalabilir ve vücudumuzun oksidatif strese karşı savunmasını artırmak için, antioksidan alımını diyetle artırabiliriz. Özellikle sebze ve meyveler, örneğin fındık ve çekirdekler antioksidanlar ve vitaminler yönünden zengindir. Bunlar oksidatif strese karşı savunma ve tepkiyi artırırlar. Örneğin C vitamini gibi vitaminler ROS etkisini azaltır ve dışardan alım gereksinimi vardır. Meyve ve sebzelerde 60 çeşit karoten bulunmuştur. Dünya Sağlık Örgütü de, günde en az 400 gram sebze ve meyve alınmasını önermektedir.
Hücrelerin her bir bölümü değişik tür antioksidanlar tarafından korunmaktadır. Bazı besinler hücrenin dışını, bazıları hücre duvarını, bazıları da mitokondrileri savunmaktadır. Bu nedenle, olabildiğince geniş ve dengeli beslenilmelidir.
Bu durumda, dışardan geniş kapsamlı antioksidan alımı gerekmektedir:
- Vitamin C hücre harici sıvıları korur ve Vitamin E’nin aktivasyonunu sağlar.
- Vitamin E hücre duvarını savunur.
- Karotenler (beta karoten, likopen, lutein ve diğer renkli bileşikler - sarı, kırmızı, mavi, turuncu gibi çeşitli sebze ve meyvalarda bulunan) ve tioller (sülfür içerikli bileşikler – lipoik asit, glitotin gibi) hücre içinin korunmasını sağlar.
- Koenzim Q10 mitokondriyi korur ve anti-aging stratejilerinde önemlidir.
- Flavonoidler DNA, elastin ve kollajen fibrilleri savunur. Kollagen fibriller deriye görünümünü verir ve yaşlanma görünümünü azaltırlar.
- Enzimler (SOD, katalaz, glutatyon peroksidaz) serbest radikalleri hücre içinde nötralize ederler. Bunlar organizma tarafından üretilen endojen antioksidanlardır, diyetle alınamazlar. Ancak fonksiyonlarını düzgün yapabilmeleri için, yiyecekle alınan eser elementlere (selenium, bakır, çinko, manganez gibi) gereksinimleri vardır.
Uygun antioksidan karışımın alınması, tıbbi uzmanlar tarafından düzenlenmelidir.Her antioksidan her kişiye uygun düşmeyebilir. Bu durumda değişiklik ve yönlendirmeler, uzmanlarca yapılmalıdır.
Serbest radikallerin oluşturduğu tahribatlara ve hastalıklara karşı önlem olarak ve yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı yaşlanmayı sağlamak amacıyla öneriler:
- İyi dengelenmiş diyet. Bol sebze ve meyve, mümkünse organik yiyecekler. Bol maden suyu içiniz.
- Fazla şeker ve tuzdan kaçın.
- Sınırlı alkol alımı.
- Daha çok yeşil çay, daha az kahve.
- Bir bardak kırmızı şarap antioksidan desteği sağlar.
- Zeytin, keten, ceviz gibi yararlı yağlar.
- Düzenli ama hafif eksersizler.
- Sigara içme. Sigara dumanlı ortamlardan kaçın.
- Hava kirliliği, araba eksoz dumanı kirliliği olan ortamlardan kaçın.
- Uyumak çok önemli. Uykusuzluk oksidatif stres nedenidir.
- Uzun süreli UV ve güneş ışığından kaçın. Bunlar için koruyucu kullan.
- Kan şekeri, lipid profil ve tansiyonu kontrol altında tut. Düzenli check-up’ lar yaptır. Ailesel tıbbi eski durumları incele ve önlem al.
- Oral kontraseptif ve HRT gibi hormonlar alınıyorsa, oksidatif stresinizi kontrol altında tutunuz.
- Yoğun fiziksel-psikolojik stresli ortamlardan uzak dur.
- Dinlenmek için zaman ayır ve yaptığın işten zevk al.
Gelişim Tıp Laboratuvarları Yönetimi - 21/04/2006
|